Get Adobe Flash player


Start Zürich...

2010 Züric'den yola çıktığımızda yıl sonu yaklaşıyordu. Birkaç ay sonra 2011 yılına girecektik, gece yarısı yola çıkmıştık. Sabaha kadar araç sürüp sabah Venedik, bir sonraki gün feribotla Yunanistana'a geçip ordan da kara yoluyla İstanbul'a gitmekti.Benim araçla yapacağım bu yolculuğun kolay olmayacağını biliyordum ama karar vermiştim. Öyle veya böyle amacımız haritada çizdiğimiz bu güzergaha gitmekti. 3 aydır yol için hazırlık yapıyor neler gerekli olabilir diyerek sürekli notlar alıyor ve olabilecek zorlukları da planlıyorduk.Düşüncemizde herşey kolaydı. Fakat olay pratiğe dönüşünce heyecanlanmamak mümkün değildi. Yol, gözümüze daha da uzun gelmeye başlamıştı, kolay değildi. Bir sürü ülkeyi geçeceksin, takrar geri geleceksin. Bziim gibi daha önceden deneyimi olmayanlar için gerçekten zordu.

 

zordu. O gece sabaha kadar araç kullandım. Kafam adeta sepet gibiydi. İtalya'ya geldiğimizde gün ağarıyordu. Henüz Venedik'e 200 km yolumuz vardı. Yollarda biraz mola veriyorduk, 10dk. ayakta kal hareket et tekrar tenekeye bin devam. Bir de havaların soğuk olması yol için fena değildi. Senenin onikinci ayındaydık zaten. Avrupa'nın eşek donduran buzlu havasını teneffüs etmeye alışkındık. Birkaç gün daha Avrupa'da yolumuz devam edecekti. Venedik'e gelsek biraz daha rahat edeceğiz kendimizi minyon linese attıkmı yan gel yat aşağı, sabah komşu ülke Yunanistan'dayız. Ondan sonrası otoyollar harika, buzlanmada yok. Akdeniz'in yumuşak havası. Ne havası ben hala İtalya'da araba kullanıyorum. Daha feribota bile binmeden hayal kuruyoruz. Buna dereyi görmeden paçayı sıvamak derler. Hele bir gidelim feribotun yanına. Bu düşünceler içinde gidiyordum, yalnız sabah olduğu için tırcılar Milano yolunda cirit atıyorlar. Trafik gereğinden fazlaydı. Uyku da yavaştan göz kapaklarımı ağırlaştırıp, beni iyice yormuştu.

Normalde iki saatlik bir yol kalmasına rağmen ben biraz ağır gittiğim için zamanı uzatıyordum. Amaç sağlıklı gitmekti. Yolun başında sorun yaşamak istemiyordum. İtalya’da da trafik bizim gibi sınıfta kalmış bir ülke.Dikkat etmezsen şansın yok biçerler.90, 100, km hızla yol alıyordum otoyollarda hız tahdidi olmasına rağmen İtalyanlar maşallahı var bizi aratmıyorlar.

Yol iyi gidiyordu. Feribot bizi bekliyor. Daha ilk günden itibaren  yolun uzunluğu da hesaba katılınca bayağı ilginç geçeceğe benziyordu .Birazda heyecan  normaldi. Milano’ya doğru yaklaştıkça trafik de  bayağı kendini hissettirir duruma gelmişti uykuda işin içinde olunca dikkatimiz  dağılmaması için arada bir durarak çay  ve kahve molası derken  Venedik limanına yaklaşmıştık. Yalnız sabah olduğu için  şehir haraketli ve yoğun bir trafik vardı. Limana geldiğimizde,  bir sürü araçlar  kuyruğa girmeye çalışıyordu. sadece tırılar ön plandaydı. Avrupa’nın  nakliye sistemi kışın daha yoğundu. Sezonsonu olması birde gurbetçilerin olmayışı  feribotta rahat edeceğimizin belirtisiydi.Tabi neşeliydik kışta olsa Adriyatik denizini 24 saatte geçecektik. Sabah Yunanistan’daydık.Feribotun  kamarasında rahat bir uyku çektik. Gece geç yatmamıza rağmen yine de iyi uyumuştuk. Uyandığımızda limana yaklaşıyorduk. Hava son derece soğuk ve pusluydu her ne kadar havaların olumsuz olması psikolojik olarak bizi olumsuz da etkilese nihayetinde Türkiye’ye gidiyorduk. Hazırlıklarımız orda devam edecekti.Dahası İran, Türkmenistan Kazakistan derken ver elini Moğolistan…

Herşey planladığımız gibi gidiyordu. Yalnız Pajero'nun fren sisteminde bir sorun vardı. İlk işim onu yaptırmaktı.Asıl hedefim tüm bakımları Türkiye’de yaptirmakti.Neyse bir  tamirci bularak fren durumunu anlattim.Usta bir sorun olmayacağını sizi Türkiye’ye kadar götürür orda baktırırsınız diyerek yüreğimize su serpti. Artık Venedik'e yaklaşmıştık. Minion linese, bindiğimizde herhalde bütün yorgunlugumuz  bitecekti yolun başında bile yorgunlukdan bahsetmek biraz tuhaf da olsa   arabayla yapilacak bu seyahat gözümüzü kormutyor degildi, Venedik limanina iyice yaklasmistik sabahin  erken saatleriydi, ama olsun  bir iki saat dinlenmek icin zamanimiz olacakti. zaten feribota bindikten sonra 22 saatlik bir surec, yatarak veya gemide hos vakit gecimemiz icin  vaktimiz vardi. limana geldikten sonra biraz dinlendik , yalniz sezon kis olmasina ragmen  bayagi kalabalikti Genelde tircilar vardi bizim gibi bir kac arcda ya Yunanistan  yada,Türkiye yolcusuydu, 3 saat sonra yavas. yavas, araclari feribota  almaya başladılar, şanslıydık  30 dakika icerisinde  biz icerrdeydik,  nede hos olmustu sogukta disarida beklemek,ten kurtulmustuk. yemegimizi yedik ve hemen yattik  hem uykusuz, hemde yorgunduk,  sadece deliksiz uyudugumuzu biliyorum.Sabah oldugunda  artik  Igomenitsa'daydik. Yunan sınırlarına girmistik  önümüzde,ki yol eve kadar 1000 km civarindaydi,her ne kadar Yunanistan avrupa birliginin icinde,de olsa sanki türkiye gibiydi ayni kültürun icinde yoğrulmus iki toplum insan kendisini orda yabanci  hissetmiyor


Yunanistan,da yollar hepsi yeni yapilmisti. Fazla bir zamanamizi alacagin tahmin etmiyorduk Avrupa birligi  yollari hep yenilemisti,, Ve üstelik  oto yol gecis ücretide yoktu.. Bu konuda .(Italya  bayagi masrafliydi, 535 km yolda 33 £ ödedik para vermeden  Yunananistani gecmek tabiki hos olacakti.GREKLERLE ilgili yazimizi O bölümde devam edecegim, komsularimizi, sizlere  gördüklerimle anlatmaya calisacagim