Get Adobe Flash player


Kazakistan...

Orta Asyada yer alan türk devletlerinden biridir. Kuzeyinde Rusya, Ural Dağları ve Güney Sibirya, doğusunda Mongolia ve Doğu Türkistan, güneyinde Kirgizistan, Özbekistan Aladağ Tanrı Dağları ve Aral Gölü, batısında ise Hazar Denizi yer alır. Doğu ve Batı sınırları arası 3000 km, Kuzey ve Güney sınırları arasi 1509 km'dir. Toplam nüfusu 20 milyona yakındır. Nüfusun %65'ni kazak türkleri oluşturur. Ülkenin başkenti Astana'dır. 1991'de bağımsızlığına kavuşan ülkenin fiziki yönden topraklarının beşte biri dağlarla kaplıdır. Diğer kısımlar düzlük ovalar ve platolardan oluşur. Güneyde Kızılkum Çölünü, orta kesimde Karakum Çölünü, kuzeyde Büyük ve Küçük Barsuki çöllerini görebilirsiniz.


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

02.05.2011

Kazakistan’a gidecektik. Yola koyulduk. Arkadaşlarımızla son polis noktasında yallama sınır kapısına doğru yöneldik. Özbekistan polisi bizi aradı ve Kazakistan‘a girdik. Çok zor olmadı ama tedirgindik. Polisin çok rüşvet aldığını duymuştuk. Oradaki ilk gece bir Türk tır parkında kaldık.

03.05.2011

Sabah yola devam ettik. Almata 780 km'ydi. Yollarda konaklayarak gitmek zorundaydık. Yorucu bir yolculuktan sonra bir göl kenarında geceledik. Tabi kendimiz yemek yaptık. Nefis bir geceydi artık  bozkırlardaydık.


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

04.05.2011

Sabah tekrar yola koyulduk. Epeyce bir yolumuz vardı. Zar zor Almati’ye geldik. Otel sorunumuz vardı. Bir benzincide durduk. Seçim internetten birkaç otel bulmuştu ama çok pahalıydı. Arkadaşlarımız da çok yorulmuştu. Bir taksiye atladık ve kalacağımız oteli sonunda bulduk. Gece boyunca dinlendik ve bu arada 40 dolar olan otel bize 62 dolardı. Çünkü Kazakistan’da gece ve gündüz tarifesi ayrıymış.

05.05.2011

Erkenden kalktık. Moğolistan Konsolosluğuna vize almaya gittik. Çünkü o gün resmi daireler Almati’de kapalıydı. Haftanın 5 günü açıktı ve bizim şansımıza kapalı güne denk geldi. Arkadaşlarımızdan ayrıldık ve şehirde ayrı ayrı gezmeye çalıştık. Gezerken Hataylı dönerci çocuklara rastladık. Onlar bize buralarda vize işleri yapan bir kayıt bürosu olduğunu söylediler ve biz de ordan yardım alarak başvuru yapmaya karar verdik.

06.05.2011

Sabah arkadaşlarımızla birlikte büroya geldik. Ben bir önceki gece çok kötü ishal olmuştum. O gece çok farklı bir şekilde başlamıştı, dayanamıyordum. Geç vakitte kalktım. Seçim’e çok kötü olduğumu, hastaneye gitmemiz gerektiğini söyledim. Resepsiyondaki kız çok iyi biriydi. Hemen nişanlısına haber verdi ve nişanlısı arabayla geldi. Ama çocuk gelene kadar ben kusmaya başlamıştım. Titriyordum, yere düşmemek için elimde su şisesi devamlı su içiyordum. Vücudumu boşta gibi hissediyordum. Hastane diye beni sağlık ocağı gibi köhne bir yere götürdüler. Ben burada muayene olmak istemiyorum dedim ve daha büyük bir hastaneye götürmelerini söyledik. Ama anlaşmak çok zordu. Hiç kimse yabancı dil bilmiyordu. Neyse o gece serum yedim. Belki titreyerek 3-4 saat geçirdim. Çok üşüyordum. Üzerimdeki battaniyenin bir faydası yoktu. Sedye çok sertti. Örtü falan yoktu. Yastık yoktu. Sonra oradaki kadın bana kusmam için bir kap gösterdi. Tuvalette kağıt bile yoktu. Ne biçim bir hastaneydi. Sanırım Devlet hastanesi. Hastanede bizden hiç para almadılar. Ama ben 5 bin tenye bahşiş verdim. Sonra otelden sabah 8.30 sıralarında bir taksi yolladılar. Çünkü Seçim mecburen vize kaydı yapmak için gitmişti, son günümüzdü. Aksi takdirde polisle karşı karşıya kalacaktık. Cezalar falan filan.. Neyse kötü saatler bitmişti. Ve ben otele döndüm, dinlendim. Öğleden sonra Seçim geldi ve ben iyileşmiştim. Allah’a şükür.

07.05.2011

Sabah otelden ayrıldık. Daha önce sınır kapısında tanıştığımız iki İsviçreli arkadaşımızla birlikte dağa çıktık. 3200 metre boyunca çıktık. Tepelerde kar vardı. Hava kötü değildi ama akşama doğru biraz soğumaya başladı. Erkenden yattık. Hava, sabah soğuk ve bulutluydu.


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

08.05.2011

Öğlene doğru ufak ufak kar yağmaya başladı. Öğlen olmasına rağmen güneş kendini pek göstermiyordu. Akşamüstü kararlar almaya başladık. Acaba gitsek mi ? Kar devam ediyordu. Baya ciddi ciddi yağıyordu. İki İsviçreli minibüsleriyle yola çıktılar. Geceyi orda geçireceklerdi. Kar hızla devam ediyordu. Ve hava çok soğumuştu. Gece patates haşlayıp, tavuk suyu çorbanın içine koyup yedik.

09.05.2011

Sabah kalktığımızda her yer bembeyazdı. Saat 6.00’ydı. Uyuyamamıştım. Hava çok soğuk olmasına rağmen biz çadırda pek üşümemiştik. Derece -2'yi gösteriyordu. O gün oradan ayrılmayı karar aldık. Kahvaltıdan sonra toparlandık ve çıktığımız otele geri döndük. Alışveriş yaptık. Sebze ve meyve depoladık. Güya dağda 1 hafta kalacaktık. Ne yapalım olmadı. Otelde sıcak bir banyo yapıp dinlendik.

10.05.2011

Sabah para bozdurmamız gerekiyordu. O gün kötü benzine karşı oktav yükseltici aldık. 12 – 13 bin tenge verdik. Ayrıca benzin ve su da aldık. Derken akşam oldu, otele döndük.

12.05.2011

Kahvaltıdan sonra otelden ayrıldık ve 60km kadar yol gittik. Kendimizi Almati’nin bir göl kenarında bulduk. 1500 tenyeye iki gece çok güzel bir ortamda kaldık. Sonra diğer arkadaşlar da bize katıldı. Artık toplamda üç araba ve bir motor olarak yolumuza devam edecektik. Çünkü risk olabileceğini söylediler. Kazakistan’da kamp yapacağımız yerleri çok dikkatli seçiyorduk. Sessiz ve kutyu, su olan yerleri bulmaya özen gösteriyorduk. Arabada yiyecek yeterliydi.

13.05.2011

Göl kenarında kaldık.


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

14.05.2011

Sabah Altaylara doğru yola çıktık. Kuzey yönüne gidecektik. Akşam 16.00'a kadar yol gittik. Öğlen birşeyler atıştırıp yola devam ettik. Dağlık bir bölgede su kenarı bulduk ve doğanın ortasında tepede bir köy evi, inekler, keçiler, kuzular vardı. Orada nefis bir akşam geçirdik. Yine ateş yaktık ve çorba yaptık. Ben de tatlı yaptım. İsviçreli Barbara da ekmek yaptı.

16.05.2011

Yine yola devam ettik. Tekrar bir köye geldik. Bu köyün bir bahçesinde kaldık. Bizi çaya davet ettiler. Biz de insanları kırmadık ve onlarla reçelli ekmek yedik, çay içtik.

17.05.2011

Tekrar yola koyulduk. Ve sınıra gittikçe yaklaşıyorduk. Rusya’ya Samey şehrinden geçerek birşeyler satın aldık. Benzin doldurduk ve yola devam ettik. Son bir köye geldik, küçücük bir göl vardı, köyün içinden geçerek gölün en uç köşesine, evlerin bittiği yere park ettik. Rüzgar vardı ama yine de geceyi orda geçirdik. Yemeğimizi yine kendimiz yaptık. Güneş batmak üzereydi, masamızı göle doğru çevirip yemeğimizi güneşin batışını seyrederek yedik.