Get Adobe Flash player


İRAN BAŞLI BAŞINA ANLATILMASI GEREKEN BİR ÜLKE...

1 NİSAN 2011

COĞRAFYASI:Dünyadaki en dağlık ülkelerden biridir.Çeşitli havza ve platolardan oluşmuştur.Kafkas,Zagros ve Elburz sıradağları tarafından biçimlendirilmiştir.Fiziki ve tarihi yapısı çok geniş ve kapsamlı olduğu bir ülkedir.Nüfusun yoğun olarak bulunduğu batı bölgesi dağlık bir bölgedir. 5600 m yüksekliği ile Demavent Dağı ülkenin doğusunun, kuzey ve orta bölgesinde olan en büyük Kebir Çölü ve güneyinde ise Lut Çölü ve tuz gölleri bulunmaktadır. İran harika bir ülke...Girdiğimiz ilk günden itibaren bunun belirtileri başladı.İnsanların bize olan sıcak duruşları sanki kendi ülkemizde geziyoruz intibası verdi. Foroğtafta görüldüğü gibi , candan ilişkiler bize rahat bir soluk aldırdı.Ne diyeyim inşallah yolculuk hep böyle neşeli geçer,çünkü daha ilk günümüzdü ,yol heyecanı da eklenince komşumuz olan İran'a daha sıcak bakmamızın doğru olduğuna inanmıştım.Fakat önümüzde daha 7 gün vardı.Hayat hep sürprizlerle dolu, kim bilir bugünden yarına neler değişir...

Yine bugün yolumuza devam ettik.Gün ışığı bitmeden kalıcak yer bulmalıydık.Otel düşünmüyorduk.Çünkü İran'da dışarıda kalmak için bir sürü güven verici etken vardı.Tebriz'e doğru yol alıyorduk.Muharrem ayı olduğu için herkes tatildeydi.Etrafta halkın coşkusu vardı.Gerçekten İran'ın insana sıcak gelen bir yapısı vardı.İran'a yeni geldiğimiz için pek çok şeyin daha tam farkında değildik.Zira önümüzde uzunca bir yol vardı.Oynaya zıplaya gidiyorduk.Hava kararmaya henüz başlamamıştı.Buna rağmen etrafa , kalacak bir yer bulabilmek için bakıyorduk.Ve öyle de oldu.Sağolsun arkadaşlardan birtanesi otoyoldan çıkarak bizi köy yoluna doğru yönlendirdi.Yolda başkalarıyla karşılaştık ve onlara yol sorarak ileride kalabileceğimiz bir yer olduğunu söylediler.Biz de aracımızı o tarafa doğru yönlendirerek sakin bir yer bulduk.Ama  anlattığım kadar da kolay olmadı.Gece kaldığımız yer fotoğrafta da görülüyor.Bir Türk ailenin evinin  bahçesiydi.Bizleri gayet iyi karşıladılar.İkramda bulunarak , çaya davet ettiler.Sevincimiz coşkuya dönüşüyordu.Yemeğimizi yedik ve daha sonra evlerine çay içmeye gittik.Geç vakte kadar sohbet , muhabbet derken bir hayli zaman geçti.Onlara da gezinin amacını anlattık ve iyi geceler diyerek ayrıldık...



İkinci gün yolumuza devam ederek kuzeye doğru gitmeyi planlıyorduk.Tebriz civarında bayağı turladık.Planımıza göre kuzeyde  Hazar Denizi kıyılarından Türkmenistan sınırlarına yaklaşmaktı.Yolumuzu bulamayınca daha önceki planımız tekrar devreye girdi.Hedef Qzvin  500km yol...  Sağımıza solumuza fazla bakamadan akşama doğru şehre ulaşmıştık.Biraz zorlansak da bir otele yerleşerek dinlenmeye çekildik.Daha sonra otelin yanında bulunan restaurantta akşam yemeği yedik.Yemekler harikaydı.Yani ikinci gecemiz bir otel odasındaydı.Fena sayılmazdı.Ufak tefek olumsuzluklara rağmen...Sadece iyi bir uyku uyumadığımı söyliyebilirim.O gün sabahın erken vakti arkadaşlarla yolumuzu ayirarak Karaj'a doğru yol almaya başladık.Yalnız arabanın sesinde bir değişiklik vardı.Türkiye'deyken Pajero'nun katalizatörünü aldırmıştım ne olur ne olmaz diye...Araya konulan borunun gürültünün nedeni olabileceğini düşündüm.Egsozdan geldiği belliydi.Ama neden? Kafama takılmıştı.Sürekli artıyor ve bizi rahatsız edecek seviyeye gelmişti.İkinci gün İran'da 750 km yol yaptım.Karaj'dan sonra hep kuzeye doğru yol aldım.Aman ne yoldu...Cehennem Kanyonları'ndan karanlık tünellerden geçtim.Pajero'nun sol ön tekerinin jantı işte bu yollarda telef olarak ilk kaybımızı verdik... Hadi geçmis olsun diyerek yola devam. Yollar o kadar kötüydü ki  off-road bizim için İran'da başlamıştı.Yolun başındaydık.Gözümüz korkmadı desem yalan olur...Gürültü de cabası...Gittikçe artıyordu.Hedef, Moğolistan'dı... Geri dönüşü yok...Devamlı ileri derler ya ,hayat biter yol bitmez.Benim için geçerli olan,hayat bitmeden bu yolu bitirmekti.



-İranlılar için söylenecek çok söz var...Zamanımız olsa da sizlere bunları uzun uzun yazabilsek...Bu seyahate çıkmadan önce söylediğim birşeyler vardı,onların mükemmel bir topluluk olduklarını , az gelişmelerine rağmen emperyal güçlere karşı dik durduklarını onlara uşaklık yapmaktansa kendi yağlarında kavrulmayı yeğlemiş onurlu ve gururlu  bir millet gördüm.Bizim anadolu halkı gibi sıcacık bir halk.Yardımlarını esirgemeyen ,bizleri evine davet ederek sevgilerini her defasında gösterdiler.. Hala değerlerini saklayabilen  mütevazi bir yaşam içinde bile   misafirperverliğini muhafaza eden İran halkına sevgilerimi bildirmeden geçemeyeceğim.İkinci günümüzde de sevgi seliyle  karşılaştık.Belki abartıyor diyeceksiniz ama öyle değil.İnsan kendini kendi ülkesinde gibi hissediyor...



GORGAN...Avcı bir aileydi.Onlara sevgilerimizi gönderiyorum ... Kısmetse yine bir araya geleceğiz.



O gün  yolumuza cikan aile gercek dostlarmis gibi. samimi candan insanlardi .Araclariyal yolumuzu kestiler ve cok israr ettiler illaki öglen yemegini beraber yiyelim diye, artik bizde onlari kiramadik onlarin araci önde biz arkada pes pese  evlerine gittik, Annelerine telefonla bildirip yemek hazirlamasini ve Türkiyeden misafirleri oldugunu söyledeiler, evlerine gittigimizde,, sicak bir karsilama vardi. insan ister Istemez rahatliyor ve kendini emin ellerde hissediyordu.Kisacasi   cok keyifli bir 3 saat beraber  olduk cok israr ettiler bu gece kalin gitmeyin diye.Zaman bizim icin  önemliydi, daha sonra onlari ziyaret edecegimi söyleyerek,,  adresler, telefonlar verilerek ordan ayrildik .Not) anlasabilecegimiz kadar Türkce biliyorlardi..)



-



Yine Hüseyin bizi yalnız bırakmadı... Yemeğe davet ederek , Asya insanının kültürünü ve kalitesini bize bir kere daha gösterdi.



-Cehennem Kanyonları'ndan zor da olsa sağlıklı geçtik.



-Alışveriş benim hobim...İran'da harika marketler vardı...



Bojnur'da kaldığımız otel...Sağolsun polis kardeşimiz bizi bu otele yönlendirdi.Kitaptan aldığımız bilgilere göre otelin pahalı olmadığını yazsa da gittiğimizde gerçeği yansıtmıyordu. Ve bizi buraya getiren  polis arkadasimiz bize   kisada olsa eskortluk yapmisti  Iranin  Türk halkina gösterdigi  ilgi  bizleri cok memnun etmisti O gece otelde rahat bir uyku cektik   resepsiyondaki bayan bizim bir polis tarafindan oraya getirilerek   onlara bizler hakkinda bilgi vermesi  iyi bir jest,di



-Hüseyin kardeşim ve ailesi .(Kocan'da) Sevgi ve saygılarımı iletiyorum...



-Hazar kıyıları bize Karadeniz'i hatırlattı.



Kocan'da camiye böyle girdik.



-Bizim için yapılan hazırlık ... Gel de memnun kalma... Kelle harikaydı.



-Bagirjan'ın genel görünümü insanın içini acıtıyordu.















-Bagirjanda kamp yemeğimizi yedik.Akşama doğru ateşimizi yakıp sonra çayımızı yudumlayarak sınır kapısının keyfini yaşadık.Daha sonra 5 yıldızlı otelimize çekilerek sabahın ışımasını beklerken uykuya daldık...



-Bagijan fakir bir köydü.. Sınırda olmasına rağmen hiçbir ticaret aktivitesinin olmaması dikkat çekiyordu.



-Gece olmuştu  , yaza henüz girmemiştik ne de olsa... Soğuk olması doğal.



-İlk günün gecesi burda konakladık.İsviçre plakalı 4 araç , her ne kadar yollarımız ayrılsa da o gece güzeldi.

-Tebriz civarında İran polisleri bizi yemeğe davet ettiler.



-Evet bir karanlık tünel... Burdan geçmek bir jant kapağına mal oldu, çok tehlikeliydi  Geçerken kimse ışıklarını yakmıyor.karanlikta yola devam ediyorlardi  Biraz bizi andiriyor



Kopan egsozun eski haline gelmesi.Hüseyin kardesimizin yardımıyla eski haline geldi ve çıkan egzosdan cikan gürültüden kurtulduk.