Get Adobe Flash player


Yunanistan...


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

O gün hava yağmurlu ve soğuktu. 1000 kim'lik yolu geç de olsa bitirecektik. Amacımız gece yarısı da olsa İstanbul'da olmakti.Saat sabah 9.30 civarıydı. O gece rahat uyuduğumuz için yol gitmek zor değildi. Yunanistan'da yollar son dönemlerde iyileşmişti. Paralı geçişler uygulanmasa da ikide bir İtalya'daki gibi gişe geçişleri yoktu. Bu da bizim için avantaj sayılır. En azından nerde ne zaman duracağımıza kendimiz karar veriyorduk. Henüz Avrupa'da sayılırdık. Kendimizi güvende hissetmemizi sağlıyordu ama Yunanistan gerçekten güvenliydi. Ben yıllardır  bu güzergahı kullanıyorum. Şu ana kadar bir sorunla karşılaşmadım. Yalnız oto yollarında benzinciye rastlamak mümkün değil ne hikmetse bunları düşünememişler. Yakıt almak için otoyoldan ayrılıyorsun. 1 veya 2 km gittikten sonra bizim küçük marketlere benzeyen petrol istasyonları var. Onlarda her zaman açık değil zaten düzenli calişmayı sevmeyen daha çok eğlenceyi  seven bir toplum.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bizim türk oldugumuzu anladıklarında bayagı ilgi gösterip komşuluğun gereğini yaptıklarını söyleyebilirim. O gün bayağı yol gittim amacım eve varmak değildi. Bir yerde konaklamak bir sonraki gün yola devam etmekti. Selanik, şehrini geçtikden sonra Asparovalta'da kalmaya karar verdim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu kasaba şirin turistik çadır campingleri olan nefis bir yerdi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Aracımı denizin kenarına çektim, masamı ve koltuklarımı çıkardım akşam üzeri  denizin sessizliğini ve gün batımını izleyerek hafiften bir kahvaltı yaptık. Burdan Ipsalaya 250 km yol kalmıştı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

O gece araç çadırımı açarak nefis bir uyku çekip, yola gün ışığında devam edecektim. Dedim ya bu Yunanlılar eğlence ve içkiyi seviyor yanımıza bir kaç araç daha geldi kafaları iyiydi geç vakte kadar gürültü yaptilar. Bizdeki mentalitenin aynısını burda da görmek mümkündü. Artık her şeyi normal karşılamaya karar vermistik. Nihayetinde Avrupa'nın o disiplinli coğrafyasından ayrılarak Asya kültürüne doğru yaklaştığımızın belirtileri baslamisti. Alışkındık ama buna rağmen yine de çekilmiyordu. Bu düşünceler içinde uykuya dalıp gitmişiz. Sabah olduğunda etrafta bir sessizlik hüküm sürüyordu.